Sivas Şehir Merkezinden Genel Görünüm
Cumhuriyet Üniversitesi'nden Gece Görünümü
Cumhuriyet Üniversitesi'nden Gece Görünümü
Tarih - Tıp Tarihi » 14 Mart Tıp Bayramı ve Çanakkale Zaferi
180 yılını dolduran modern tıp eğitimi Türk Milletine onbinlerce Türk hekimini hediye etmiş ve içinden çıktıkları bu Millete hizmet etmeyi büyük bir şeref  görerek bu ruhla yurdun her karış toprağında hizmet vermiştir. Yetişen bu hekimlerin en güzideleri ve en şereflileri eminim ki Çanakkale de  Hekimlik yapanlardır. Bu gün 18 Mart 2007 ve sıcak evimde oturmuş televizyon seyrediyorum Çanakkale zaferimiz adlı program yavaş yavaş ilerliyordu ve beni yerimden kaldırıp bu yazıyı yazmama neden olan  konu anlatılmaya başladı;” Çanakkale sahra hastanelerinde Türk hekimleri gece gündüz çalışıyor ve gelen yaralıların uyku uyumadan yaraları sarıyor narkozsuz ameliyat yapıyorlardı. Bu yaraları sararken kurtulma umudu olmayan yaralılar yerine daha umutlu olan yaralılara öncelik veriyorlardı. Meçhul Türk hekimin masasına bir yaralı yatırılır bacağın biri parçalanmış ve bağırsakları dışarı çıkmıştır. Meçhul Hekim kaldırın dedi. Tam o sırada yaralı baba diye seslenir .Meçhul Hekim bakar yaralı kendi oğlu  iki eli ile oğlunun yanaklarını tutar ve sever alnından öper ve döner sıhhiye erlerine seslenir bu benim oğlum serin bir yere kaldırın der ve gelen yaralıların yaralarını sarmaya devam eder ertesi gün dinlenmeye vakit bulur bulmaz koşar oğlunun başına bakar ki şehit olmuş.” Bütün memleket evlatlarını kendi evladı gören bu yiğit  Türk Hekimin toprak olmuş ellerini hasretle öpüyor ve kendisine Fatihalar hediye ediyorum.

Tüm Çanakkale Şehit ve Gazilerinin ruhları şad olsun. Biz bugün rahat huzurlu ve bağımsız yaşıyorsak Şehit ve Gazilerimize çok şeyler borçluyuz. Bu borcumuzu bilgimiz ve emeğimizle bu Milletin fertlerine hizmet ederek ödeyebiliriz. Yoksa kendi evlatlarımızı şımartıp  başkalarının evlatlarını küçük görerek değil. Gerçi ne kadar kızarsak kızalım çeşitli şekillerde davranışları eleştirirsek eleştirelim Çanakkale’de rastlanan ruh hale Türk Hekimlerinin ve sağlık çalışanlarının kalbinde yaşıyor ve zor günlerimizde tekrar ortaya çıkıyor. Bunu 17 Ağustos 1999 depreminde gözlemledim. Depremden sonra görevli gittiğim Gölcükte  deprem bölgesinde görev yapan sağlık personelinin fedakarlıkları takdire şayandı. Eşi veya çocuğu ölmüş Hekimler, eşi veya çocuğu ölmüş hemşireler cenazelerini defnetmeden yaralıları tedavi etmek için gece gündüz çalışmışlardı yeni ekipler gelip olaya hakim olana kadar kendi acılarını yüreklerinde tutmuşlardı. Bu benim geleceğe umutla bakmama vesile olmaktadır. Bu Millet Çanakkale Ruhunu yüreğinde yaşattığı sürece bu topraklarda Allah’ın izniyle hür ve özgür yaşayacaktır. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. 
Yrd. Doç. Dr. Naim KARAGÖZ
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi
Temel Bilimler Bölümü Tıp Eğitimi A.D. SİVAS
Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2020  Powered by .NET