Sivas Şehir Merkezinden Genel Görünüm
Cumhuriyet Üniversitesi'nden Gece Görünümü
Cumhuriyet Üniversitesi'nden Gece Görünümü
Sağlık Hukuku » Hasta ve Sağlık Personeli İlişkileri
Günümüzde popüler  bir konu olan hasta ve sağlık personeli ilişkileri genelde insanların memnun kaldığı fakat zaman zaman sorunların ortaya çıktığı ve bu sorunların basit bir  idari şikayet boyutundan başlayarak ağır hapis cezası ile sonuçlanacak kadar çeşitli şekilde ve ağırlıkta olduğu bilinen bir gerçektir. Bu çerçevede öncelikle hastanın psikolojisini anlamamız ve davranışlarımızı ona göre şekillendirmemiz daha insani olsa gerek aşağıda ki dizeler Sultan 1. İzzettin Keykavusun Türbesi üzerinde yazan ve Sultanın kendisine ait olan dizelerdir; 

“Bu daracık kabirlere girmek üzere, geniş saraylardan çıkarıldık, ne yazık ki ölüm karşısında zenginliğinim bana hiç faydası olmadı. Saltanatım mahvoldu. Çabuk geçici olan dünya hayatından el çekip, ahirete göçüyorum.”

Bu sözler verem hastalığına yakalanmış ve tedavi umudu kalmamış bir Sultana aittir. Bu Sultan ki Anadolu’da kurduğu kurumlar ve yaptığı atılımlarla gerek Selçuklu'yu güçlendirmiş gerekse Türk Ulusunu  bu günlere taşımıştır. Bu güce ve hakimiyete sahip Sultanın hastalık psikolojisi söylediği son sözlere yansımış.

Peki hasta olan hele hele kronik hasta olan normal vatandaşın düşünce yapısı nasıl olabilir. Bu konuları aktardıktan sonra konuyu objektif kurallara döndürelim ve bu kapsamda temel tanımlarımızı yapalım.Hastanın ; Zaman zaman üzerinde riskli tedavi yöntemleri uygulanan bir organizma olduğu gerçeğini kabul ederek bu tedaviyi uygulayan Hekim ve diğer Sağlık Personelleri uygulama alanlarında meydana gelen hukuka aykırı sonuçlardan ve zararlardan sorumlu olduklarını bilelim. 
Sağlık Personeli eğitimleri esnasında mesleği ile ilişkin pek çok şeyi öğrenmesine karşın bu mesleğin uygulanması sırasında sürekli içinde olduğumuz hukuk düzeni ve bu düzende uyulması gereken davranış kuralları sorumluluk ilkesini yeteri kadar kavrayamamakta ve hasta sağlık personeli ilişkisi esnasında zaman zaman bu davranış kalıplarının dışına çıkmaktayız. Bu durum Hukuk ve Etik sorunlara yol açmaktadır.İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde “YAŞAM HAKKI:Kişinin ruhsal ve fiziki bütünlüğünü koruyabilme ve varlığının çeşitli etkilerle bozulmasına engel olabilmesi” olarak tanımlanmıştır.Anayasamızın 17. Maddesi:”Herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir;tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz , rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz” hükmünü bildirmektedir.Tıbbi Deontoloji Nizamnamesinin 14. Maddesinde “tabip hastanın hayatını kurtarmak ve sağlığını korumak mümkün olmadığı durumlarda dahi ızdırabını azaltmak ve dindirmekle yükümlüdür” hükmü dile getirilmiştir.Dünya Sağlık Örgütüne göre  hastalar teşhis ve tedavi bakımlarında, kültür ve değerlerine uygun şekilde onurlarını koruma hakkına , mevcut bilgi düzeyi ölçüsünde acılarının dindirilmesi hakkına, son günlerinde insanca bakım görme ve onurlu bir şekilde ölme hakkına sahiptirler.

•Hastalar Hekim ve diğer sağlık personelinden tam olarak dinlenilmesini ve tam olarak anlaşılmayı beklerler.
•Hastalar hekim ve diğer sağlık personelinin kendilerini bir materyal gibi değerlendirilmesinden hoşlanmazlar.Onların manevi kimliği var olduğu unutulmamalıdır.
•Hastalar tedavilerinde kullanılan teknolojiler konusunda  hekimlerin ve diğer sağlık personelinin bilgili ve becerikli olmasını beklerler   
•Hastalara yapılacak tetkikin neden yapılması gerektiğini ,nasıl ,nerede ve ne zaman yapılacağı ,riskleri ve yararları kültürel düzeylerine göre anlatılmalıdır.
•Hastalara hastalıkları ve gelecekleri hakkında yeterli bilgi sahibi olma hakları vardır.
•Hekimler hastaları onların adına tedavi ettiğimizi unutmamalı ve kendi vücutları ve kendi gelecekleri hakkındaki kararlarına saygı duymalıyız ve her aşamada hasta ile  fikir birliği içinde olmalıyız.
•Ölümün kaçınılmaz olduğu yapılacak başkaca bir tedavinin kalmadığı hastalarda Hekim ve diğer sağlık personeli o hastayı bilinçli veya bilinçsiz ihmal etmemelidir.
•Tıbbi yardımların hukuka uygunluğunun ön koşulu izindir. Bu iznin nedeni bireyin kendi sağlığı  konusunda karar verme hakkından kaynaklanır.
•İzin alınmamış olması tıbbi yardım ve girişimlerin hukuka uygunluğunu ortadan kaldırır.Tedavinin tıp kurallarına uygun yapılması hukuka aykırılığı etkilemez.
•İzin alınmış olması yanlış tedavi uygulamaları tedaviyi yapan hekim ve diğer sağlık personelini sorumluluktan kurtarmaz.
•Tıbbi ve cerrahi girişimlerde yazılı izin alınması daha uygundur.Bu yazılı iznin tüm riskleri kapsaması ve tekerteker yazılı izah edilmesi yani aydınlatılmış onam alınması önemlidir.
•Hasta Sağlık Personeli ilişkilerinde hastanın yararına davranılması veya salgın hastalıklarda olduğu gibi toplumun yararına davranılması durumlarında yapılan işlemlerde hukuka uygunluk söz konusu olup izin almaya gerek yoktur
•Sağlık Personeli tıbbi girişim konusunda hastanın olumsuz yanıt verdiği durumlarda hastayı yeniden aydınlatmakla yükümlüdür.
•Hekim ve diğer sağlık personeli tıbbi yardımını sevecenlikle yapması gerekir. Bu moral ve deontolojik bir kuraldır.
•Hekim ve diğer sağlık personeli hastalarına ait öğrendikleri sırları saklamakla yükümlüdürler.

Bu çerçevede özveri ve fedakarlıkla hizmet veren sağlık personelinin verdiği hizmetten dolayı sıkıntıya düşmemesi için bu konularda bilgili olması yararlarına olacaktır. Sözlerime Yunusun bakışı ile baktığımızda  hiçbir problemimizin kalmayacağı düşüncesi ile son veriyor saygılar sunuyorum.

Yaratılanı severim Yaratandan ötürü 
Yunus Emre 
 
Hazırlayan: Naim KARAGÖZ M.D,Ph.D. Halk Sağlığı
Yrd. Doç. Dr. Naim KARAGÖZ
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi
Temel Bilimler Bölümü Tıp Eğitimi A.D. SİVAS
Tüm Hakları Saklıdır © 2008-2020  Powered by .NET